Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Yazılar

Seksi aşka tercih eder misiniz

Sizden bir seçim yapmanızı istesek aşkı mı yoksa seksi mi seçerdiniz? Sizin için hangisi olmazsa olmaz.Bunun cevabını bulmak çok da zor olmamalı.Bu soruya karşı yanıtımız hiç dolambaçsız; "seks" olurdu. Aşk cevabını verenler belki bize çok kızacaklar hatta bizi bir hayli eleştirecekler ancak bilim adamlarının araştırmalarından çıkan sonuçlar ve haber kaynaklarının elde ettikleri bilgiler de bu düşünceyi doğrular nitelikle. Sunday Times'ta çıkan bir haber, kadınların erkeklere duyduğu aşkın ömrünün üç yıl olduğunu gösteriyor.

4nik

Bu habere göre, kadın bir erkeğe ancak üç yıl boyunca aşık kalabiliyor. Çünkü beynin aşk duygusunu sağlamak için salgıladığı kimyasallar bu zaman içerisinde henüz aktif. Daha sonra, poliklinik bir yapıya dönüşerek yeni bir aşk için çevreye bakınmaya başlıyor. Aynı şekilde Antropolog Helen Fisher'a göre, kadın dört yıl içinde erkeğe duyduğu aşkı yok edebilecek türde bir genetik yapıya sahip. Kısacası kadın aşkı sürdüğü sürece eşine sadık kalabiliyor; erkek ise fırsat bulduğunda hemen eşini aldatmaya hazır. Ne de olsa her seferinde erkeğin ortaya saçacağı 200 milyon spermi, kadının ise en iyi sperm veya spermler tarafından döllenebilecek tek bir yumurtası var doğaya göre. Aşkta hep istekler, değerlendirmeler ve seçimler varken, sekste böyle bir şey söz konusu değil. Bir yumurta 200 milyon spermi o kadar detaylı değerlendirmelerden geçiriyor ki bu durumda spermin yapacak başka bir şeyi, seçme şansı kalmıyor ve daha fazla yumurtanın peşine düşüyor.

Aşk ve seks arasındaki bağlantı

Aşık olanın gözü hiçbir şey görmez, "İki gönül bir olursa samanlık seyran olur" sözleri artık eskilerde kalmış durumda. Günümüzün kapitalist, yarışmacı ve acımasız hayat şartları içerisinde aşk sözlerinin yerini artık para, karizma, araba, sahip olma, maddi hırslar gibi kavramlar almış durumda. Buna karşın cinsellik nesneden yoksundur. Sekste iki kişi arasındaki etkileşim, hisler vardır. Burada beyin kimyası, dürtüler ve biyokimyasal reaksiyonlar devreye girer. Karşınızdaki kişiden hoşlanıyor ve onu mutlu etmek istiyorsunuzdur bu kadar basit. Aşk bencilce her şeyin hep kendisinin olmasını ister. Bir kişiyi sevdiğimizde hepimiz onu sahiplenmek istemez miyiz? 'Sadece bana bakmalısın?', 'Beni seviyorsun değil mi?', 'Bak hayatında başka biri olmadığı konusunda doğru söylüyorsun değil mi?' sözleriyle karşımızdakini bir cendere içerisine sokarız. Sekste ise bu sözlerin yerini 'Mutlu oldun mu? Ne kadar haz aldın?', 'Karşımdakine daha fazla zevk vermek için ne yapmalıyım?', 'Acaba daha iyi olabilir miydi?' şeklindeki sözler alır. Seks iki kişiyi özgürleştirir, karşılıklı yeni arayışlara doğru yönlendirir. Karşınızdakini düşünür ve yeterli derecede haz verebilmek için arayışlar içerisine girersiniz.

Aşksız seks

Çoğu kişi aşk olmadan seks olabileceğini savunur ancak bunun tersini hiç düşündünüz mü? Peki seks olmadan hiç aşk var olabilir mi? Yaradılışsal özelliğinden dolayı insanların her zaman tinsel istekleri vardır. Bu arzularının başında ise haz almak gelir. Haz alamadığı takdirde mutsuz olur ve böylelikle çevresine de mutluluk veremez. Doğada fizyolojik ihtiyaçlarını doğuramayan hiçbir canlı var olamaz. Sekste bir fizyolojik ihtiyaç olduğu için insanoğlu yaşamını sürdürebilmesi ve mutlu olabilmesi için buna ihtiyaç duyar. Bu kaçınılmaz bir doğa yasasıdır. "Aşk mı, seks mi?" sorusunu sorarken, "Hangisi diğerini kapsar?" sorusunu da mutlaka sormamız gerekli. Cinsel çekim olmadan aşık olan insanlar çok az da olsa vardır, fakat ilk bakışta aşktan, zaman içinde gelişen aşka kadar hepsi cinsel çekim öğesi içerir. Cinsel çekimin olmadığı bir ilişkide aşkın veya sevginin gelişebileceği ise kuşkulu. Daha önce bahsettiğimiz gibi evliliklerde ve uzun süreli birlikteliklerde cinsellik ve cinsel çekim azalarak bitiyor; yerini alışkanlık ve uzlaşma alıyor. Eğer iki kişi arasında dostluk ve arkadaşlık, anlaşma yeteri kadar gelişmişse o zaman bu ilişki uzun süreli bir sevgiye dönüşüyor ve devam ediyor. Cinselliğin olmadığı veya erkekte ya da kadında cinsel tatminin olmadığı bir evlilikte ilk aşk ne kadar güçlü olursa olsun bunun sürmesi mümkün değil. Örneğin kadının orgazm olmadığı bir ilişkide veya kadının vajinismus nedeniyle erkekle ilişki kuramadığı bir ilişkide cinselliğin ve aşkın, sevginin sürdürülmesi oldukça zor, üstelik günümüzün materyelist ve hedonist (hazza düşkün) toplumlarında bu daha da güç.

Vücudunuz size ne söylüyor acaba?

ana Yüzünüzde ani oluşan kızarıklıklar Yüzünüzde kırmızı şarap rengini andıran bazı lekeler aniden oluşuyorsa bunun nedeni histamin olabilir. Histamin vücudunuzun bazı yiyeceklere karşı verdiği tepki nedeniyle oluşan bir kimyasaldır. Bu yiyecek kabuklu deniz hayvanları, çikolata, domates ya da dut olabilir. Bu besinler sindirildikten sonra bile histamin bir süre daha vücutta kalabilir. Tamamen vücudu terk etmesi 48 saati alabilir. Bu besinlerden günde sadece birer porsiyon yiyerek kendinizi sınırlayabilirisiniz.

Gözünüzdeki kan damarı çatlamaları
Eğer gözünüzde bu tip kızarıklar varsa çok fazla anti- enflamatuar ağrı kesiciler alıyor olabilirsiniz. Bu tip ilaçlar kanı incelterek etkin hale gelirler ve pıhtılaşmayı, şişkinliği azaltırlar. Eğer bu ilaçları birkaç hafta boyunca günlük olarak kullanırsanız gözlerinizdeki damarlar da kanamaya karşı hassaslaşır. Bu nedenle bu ilaçların dozunu azaltmalısınız.

Renksiz ya da sararmış dil
Sağlıklı bir dil pembe renktir. Eğer diliniz renksiz gibi ya da sarımsı bir renge sahipse (örneğin pişmiş bir bifteğin rengi gibiyse) bu, kansızlığın bir belirtisi olabilir. Bu rahatsızlık genellikle kadınlarda görülür. Vücudunuz yeterince kırmızı kan hücreleri üretemiyor demektir. En önemli belirtisi yorgunluk ve dayanıksızlıktır. Kanınızdaki demir eksikliğini gidermek için mutlaka doktora gitmelisiniz. Bu durumda doktorunuzun önereceği demir ilaçlarını kullanabilir ya da ıspanak ve kırmızı et gibi demir yününden zengin gıdalarla beslenebilirsiniz.

Bazı bölgelerde saçın incelmesi
Eğer saçınızda bazı bölgelerde seyreklikler varsa tiroit hormonunuzda sorun olabilir. Tiroit bezi boynun ön alt kısmında nefes borusunun etrafında bulunur, hormon üretiminden ve vücut ısısından sorumludur. Bazen bu bezin zayıf çalışması metabolizmayı ve saçın uzamasını yavaşlatabilir. Şanslısınız çünkü bu rahatsızlık ilaçlarla tedavi edilebilir. Doktorunuza danışmalısınız.

Göz ve ağız çevresinde kuru cilt dokusu
Beslenme düzeninizde ya da diyetinizde yağ yönünden eksiklik olabilir. Ya da yeterince su içmiyorsunuzdur. Bu besinlerin yetersiz alınması, cildin tıpkı kağıt gibi kuru görünmesine sebep olur. Bu çizgiler yaşlanma dolayısıyla oluşan çizgilere benzemez. Bu kuruluğu günde 8 bardak su içerek ya da somon, fındık, avokado tüketerek giderebilirsiniz.

Yüzdeki renk değişiklikleri
Bu belirti için doğum kontrol hapındaki östrojen hormonunu suçlayabiliriz. Bundan dolayı oluşan renk farklılıkları genellikle alın, yanak ve çene bölümünde oluşur. Bazı zamanlarda bu hapı bırakınca bu renk değişiklikleri de yok olur ama yine de tavsiyemiz dermatoloğunuza danışmanız olacak.

Uzun süre geçmeyen morluklar, çürükler
Bu belirti bazı zamanlarda fazla alkol almakla ilişkili olabilir. Çünkü alkol kanın pıhtılaşmasını engeller. Bu nedenle herhangi bir yerinizi bir yere çarptığınız dönemde alkol almamaya özen göstermelisiniz.

Bacaklarınızın arkasındaki damar çatlamaları
Bunun en önemli sebebi her zaman bacak bacak üstüne atarak oturma alışkanlığıdır. Bu şekilde oturma sırasında bacakların arka, alt kısmı baskı altında kalır ve bölgedeki kılcal damarlar çatlayabilir. Eğer bu şekilde oturma alışkanlığınızdan vazgeçemiyorsanız en azından hep aynı bacağınızı kullanmayın, arada bir bacaklarınızı değiştirin. Günün sonunda ayaklarınızı 20 dakika havaya kaldırırsanız kan dolaşımını hızlandırırsınız.

Tırnaktaki beyaz lekeler
Tırnaktaki bu tip lekeler çoğunlukla protein ya da çinko eksikliğinden kaynaklanır. Bu eksikliği gidermek için bol bol et, yumurta, peynir ve deniz ürünleri tüketmelisiniz. Tırnaklar çok geç uzar, bu nedenle panik olmayın. Bu lekelerin tarih olması 8 ayı bulur.

Yorgun ve şiş gözler
Çok az ya da çok fazla uyku, bir gece önce alınan alkol, aşırı kafein tüketimi, stres ile yapay ışıklar, bilgisayar ve televizyon gibi olumsuz etkenlere uzun süre maruz kalmak sabahları şiş gözlerle uyanmanın başlıca nedenleridir. Ertesi sabah aynada hoş olmayan bir görüntüyle karşılaşmak istemiyorsanız bir gece önceden almanız gereken bir kaç önlem var: Papatya, ıhlamur ve lavanta çaylarıyla yapılan güzellik kürleri gözlerdeki yorgunluk ve şişlikleri gideriyor. Bunun için örneğin bir tutam ıhlamuru bir çay fincanı kaynar suya ilave edip 10 dakika bekletin. Süzüp soğumaya bırakın. 2 makyaj pamuğunu çaya batırıp gözkapaklarınıza uygulayın. 10 dakika bekleyip, yıkayın. Gözaltı şişliklerine antioksidan özellikli göz kremleri de sürebilirsiniz. Sorununuz kronikse bir doktora görünmenizde yarar var.

Bacaklarda farklı ölçüler
Herkes yürürken ya da koşarken bir bacağına diğerinden daha fazla ağırlık ve dolayısıyla da stres verir. Dolayısıyla stresli olan bacak diğerine göre daha fazla gelişir ve kaslanır. Eğer bu farklılığı istemiyorsanız spor salonunda güçsüz olan bacağınızı daha fazla çalıştırıp, kaslanmasını sağlayabilirsiniz.

Daha lezzetli patates yemek için...

atates_kizartma


Patates kızartmasının kıtır kıtır, gevrek olmasını istiyorsanız, patatesleri una buladıktan sonra tavaya atmalısınız.

Patates pürenize de değişik bir koku vermek istiyorsanız, içine bir miktar Hindistan cevizi atın. Tadının çok değiştiğini göreceksiniz.

Balığın artık markası var!

balik0


“Markalı balık” sloganıyla faaliyete geçen Aquarium Balık Market, tüketicilere balığın sağlıklısını ve tazesini yedirmek için kolları sıvadı. İlk Aquarium Balık Market,  Avcılar’da E-5 Karayolu üzerinde açıldı. Aquarium Balık Market, AB standartlarının gerektirdiği tüm sertifikasyonlara sahip bulunuyor ve ürünlerini hijyenik koşullarda, en uygun fiyatla satışa sunuyor.

Türkiye, Aquarium Balık Market sayesinde “markalı balık” kavramı ile tanışıyor. Tüketicilere balığın markalısını, sağlıklısını, uygun fiyatlı ve tazesini yedirmek için kolları sıvayan Aquarium Balık Market, Avcılar’da E-5 karayolu üzerinde açıldı.

Lezzetli ve sağlıklı balıkları en hijyenik ortamda sunan Aquarium Balık Market, Türkiye’de hizmet veren ilk konsept balık marketi olma özelliğini taşıyor ve Avrupa Birliği standartlarında faaliyet gösteriyor. Türk tüketicisini “markalı balık” kavramı ile tanıştıran Aquarium Balık Market’te yılın 12 ayı boyunca lezzetli, taze ve uygun fiyatlı balık çeşitleri bulmak mümkün.

Aquarium Balık Market, sadece balık değil, balığın olmazsa olmazı salata malzemelerinin en lezzetlisini ve diğer deniz ürünlerini de tüketiciye sunuyor. Salataya enfes bir lezzet katan, Aquarium Balık Market’in özel olarak hazırladığı, doğal sızma Kargalı Zeytinyağı da uygun fiyata alınabiliyor. Aquarium Balık Market balık konusunda özel eğitim almış personeliyle hizmet veriyor. Aquarium Balık Market’e gelenlere en ayrıntılı şekilde yardımcı olunuyor ve ürünlere ilişkin bilgi veriliyor.

Ülkemizi ‘markalı balık’ konseptiyle tanıştıran Aquarium Balık Market’in kurucusu Adnan Bulak, artık herkesin dilediği kadar balık yiyebileceğini belirterek şunları söylüyor: “Balık son derece yararlı ama ne yazık ki ülkemizde yeterli seviyede tüketilmeyen bir gıda. Bu nedenle biz de herkese bol balık yedirme hedefiyle yola çıktık. Her mevsim uygun fiyatlı, taze ve lezzetli balık sunacağız. Avrupa Birliği standartlarında olan, yüksek hijyen ve kaliteye sahip satış noktamıza tüm balık severleri bekliyoruz. Artık herkes ‘markalı balık’ yemeye hazırlansın. Önümüzdeki dönemde açacağımız yeni şubelerle pek çok farklı noktada tüketicilerle buluşmayı sürdüreceğiz.”

Aquarium Balık Market’e nasıl gidilir?

Aquarium Balık Market’e ulaşmak çok kolay. E-5 karayolu üzerinde, Avcılar’dan Beylikdüzü istikametine giderken Haramidere mevkiinde, İstanbul’un en sağlıklı ve leziz balıkları sizleri bekliyor.

Aquarium Balık Market hakkında: Ülkemizin ilk konsept balık marketi olan Aquarium Balık Market, yılın 12 ayı boyunca sağlıklı, lezzetli ve uygun fiyatlı balık sunar. AB standartlarının gerektirdiği sertifikasyonların tamamına sahip bulunan Aquarium Balık Market, müşterilerine en sağlıklı ve hijyenik koşullarda hizmet verir. Aquarium Balık Market’in geniş ürün yelpazesinde balığın pek çok türü, çeşitli deniz ürünleri, salata malzemeleri ve el yapımı sağlıklı zeytinyağları gibi balık sofrasının tüm vazgeçilmezleri yer almaktadır. Aquarium Balık Market kıyıdan 1 mil açıkta ve 60 metre derinlikte bulunan, AB standartlarına uygun tesislerinde uzmanların denetiminde üretimini gerçekleştirdiği levrek ve çipura türü balıkları da balık meraklılarına sunmaktadır. Balıklar soğuk zincir kırılmadan, en sağlıklı ve hijyenik koşullarda satışa sunulur. Aquarium Balık Market, ISO 9001 kalite ve işletme belgeleri ile ISO 14001 çevre yönetim sistemi belgelerine sahiptir.

İstanbul'da sel uyarısı


İstanbul Meteoroloji Bölge Müdürü Mustafa Yıldırım, yarın ve Pazar günü beklenen etkili yağışların, İstanbul'un Anadolu Yakası ile Bursa, Kocaeli, Sakarya ve Bilecik'te sel ve su baskınlarına neden olabileceğini belirterek, vatandaşları sel ve su baskınlarına karşı tedbirli ve dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Yıldırım, İstanbul ve çevresinin Balkanlar üzerinden gelen yağışlı havanın etkisine girdiğini belirterek, hava sıcaklığının 6-8 derece azaldığını söyledi.

İstanbul'da rüzgarın poyrazdan kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde eseceğini ifade eden Yıldırım, kent genelinde yağışlı havanın etkisini biraz daha artırmasını beklediklerini kaydetti.

Yıldırım, İstanbul'da 23 Eylül Pazar günü yağışların aralıkla devam edeceğini ve 24 Eylül Pazartesi günü akşam saatlerinden itibaren kenti terk edeceğini belirterek, rüzgarın da Pazar gününden itibaren etkisini kaybedeceğini bildirdi.

İstanbul'da dün 25 derece olan hava sıcaklığının bugün 19 dereceye düştüğünü belirten Yıldırım, kentte hava sıcaklığının yarın 17, Pazar günü 19, Pazartesi günü ise 22 derece olmasını beklediklerini kaydetti. Yıldırım, hava sıcaklığının 25 Eylül Salı günü tekrar artacağını ifade etti.

Kiraz dudaklar

dudukDudaklarda Kışın Görmeye Alışkın Olduğumuz Kırmızı Renk, Yaz Sezonunda Güneşin Yakıcılığını Dudaklara Yansıtıyor.



Kışları ancak cesaret edebilirdik kıpkırmızı dudaklara sahip olmaya. Soğuk havalarda karalara bürünmeye alışkın olduğumuzdan, dudaklarımızdaki ateş ancak bizi ısıtacaktı. Yaz aylarını ise sadece bir parlatıcıyla geçiştirmeye alışmıştık. Yanık tenin verdiği sağlıklı havayı fazla da süslemeye gerek görmezdik. Yaz gecelerinde ise hafif bir gölgeye en fazla Terracotta parlak allıkla kavuşurduk.

İşte size sezonun bir sürprizi daha. Plaj çantanızı hazırlarken artık içine bir kırmızı ruj da atınız.

Kırmızı ruj severlere tüyolar:
Geçen hafta sizlerle paylaştığım gibi dalgalı saçlı deniz kızı hali pek bir moda ya; bu görüntünün en büyük eşlikçisi kırmızı dudaklar olacak.

YSL'nin 120 numaralı Rouge Pur lipstick'i 8 koruma faktörüyle size rahatlıkla önerebileceğim bir ruj. Diğer makyaj bölgelerini sade tutun.

Rujunuzun kalıcı olması için anneden kalma yöntem demeyin, rujunuzu sürdükten sonra fazlalığını bir kağıt peçeteyle almayı ihmal etmeyin. Sonra süreceğiniz bir kat daha, makyajınızı uzun süre korumanızı sağlayacaktır.

Daha doğal bir görüntü için rujunuzu direkt dudaklarınıza sürmek yerine, fırçayla sürmeyi deneyin.

Terracotta'nın da artık hem kahverengi saçlılar, hem sarışınlar için iki ayrı çeşidi var. Size uygun tondakini deneyin.

Bu yaz başka da katkı maddesine ihtiyacınız yok...

Kutu kolada 15 küp şeker var!

yeyeÇocuk ve gençlerin fazla kilo problemi büyümeye devam ediyor. Çocuklar, eskisine göre daha fazla şeker, yağ ve tuz tüketiyor.

Tükettikleri besinler tıka basa (yağların en zararlıları) doymuş ve trans-yağlarla dolu. Elli yıl öncesinin çocuklarına oranla çok daha fazla şeker tüketiyorlar. Bir şişe meşrubatta, bir kutu kolada neredeyse 15 küp şeker var ve bir çocuğun günlük şeker tüketimi neredeyse yarım kiloya yaklaşıyor.

1960’lı yıllarda bir şişe meşrubat, 200-220ml civarındaydı, şimdi dev boyları söz konusu olduğunda 2 litreye kadar çıkabiliyor. Televizyon reklamları, sürekli çocuk ve gençlere yemelerini, içmelerini öneriyor. Bir saatlik televizyon izleme süresinde çocuk ve gençler, ortalama 15-20 dakika besin maddesi reklamı izlemek zorunda kalıyor. Üstelik bu besinlerin çoğu, sucuk, sosis, margarin, hamburger, bisküvi, cips, gofret, şekerleme gibi sağlığa yarardan çok zarar veren sağlıksız şeyler.

Sorunun nedeni çok
Daha da kötüsü, bu ürünler aileler ve çocuklara "akıllarını geliştirmek", "beyinlerini güçlendirmek", bedenlerini desteklemek, bağışıklıklarına güç vermek, boylarını uzatmak, kemiklerini desteklemek gibi "hayır" denilmesi güç vaatlerle sunuluyor. Kısacası çocuk ve gençler sürekli olarak kalori bombardımanına ve yanlış beslenme tüyolarına maruz kalıyor. Uzmanlar, çocuk ve gençlerin çok yedikleri için değil, yanlış besinler tüketip yeteri kadar hareket etmedikleri için kilo aldıklarını, şişmanladıklarını belirtiyor. Onlara yemeleri için önerilen besinler arasında ne portakal, elma, kiraz, erik; ne de marul, domates, fasulye veya kabak var. Dayatılan besinler katma değeri yüksek, kalorisi şişmiş, vitamin ve mineral fakiri hazır ürünler: Cipsler, browniler, kalorisi ikiye-üçe katlanmış çikolatalı bisküviler, kolalı içecekler...

Hazır kalori bombası
Çocuk ve gençlerin beslenmesinde ev yemeklerinin hiçbir önemi kalmadı. Sabah kahvaltılarını çoğu kez servislerde veya okullarda yapıyorlar. Öğle yemekleri okul kantinlerinin fast-food yiyecekleri ve şekerli içecekleri ya da okul idaresinin dışarıdan sağladığı sağlıksız besinlerden oluşmak zorunda. Akşam üzeri açlık krizleriyle evine dönen çocukları eskisi gibi evde bekleyen anneler, anneanneler de yok artık. Ya buzdolabından donmuş bir yiyecek çıkarıp yemek, ya da pizza veya hamburger siparişi vermek zorundalar. Yani günümüzde çocuk yemeklerinin çoğu hazır yemek restoranlarından temin ediliyor.

Sorun sadece anne babalardan da kaynaklanmıyor. Yeni hayat, çocukları ve gençleri de değiştirdi. Günümüz çocukları, gençleri, sokaklarda, parklarda koşup oynayarak değil televizyon, bilgisayar ya da DVD ile oyalanarak, chat yaparak eğleniyor. Artık onlar da yavaş yavaş bize benzemeye başladı, çoğu yerinden bile kımıldamıyor. Kısacası bir zamanlar eğlenmek için koşan çocuklar şimdi eğlenmek için oturuyor ya da uzanıyor.
Hareketsiz yaşam
Güne akıllı bir kahvaltı ile başlamayan, öğlen yemeğini doğru besinlerden oluşmuş mönülerden sağlayamayan, gün boyu gazoz, kola, bisküvi, browni veya gofret, daha kötüsü cips, dondurma atıştıran, koşup oynayacağı zamanları bilgisayar, televizyon başında oynayarak geçiren bu yeni çocuk ve gençlerin şişmanlamaları kadar doğal bir şey olamaz. Yeteri kadar sebze ve meyve tüketmeyen, şekeri, nişastayı, yağlı ve unlu gıdaları beslenme planının ana unsurları haline getiren bu yeni hayatın beklenen bir sonucudur fazla kilolu ve şişman çocuklar.

Kahvaltı yapan çocuklar kolay kolay şişmanlamaz
Binlerce araştırma, düzenli kahvaltı yapan çocukların daha dikkatli olduklarını, karmaşık problemleri daha kolay çözdüklerini, daha neşeli, keyifli ve barışık olduklarını, depresyon, hiperaktivite gibi sorunlara çok seyrek yakalandıklarını, daha seyrek hastalandıkları ve okula devam oranlarını yüksek tuttuklarını, her şeyden önemlisi matematik problemlerini çözmede, sosyal zekalarını geliştirmede daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor. Beyin, kan şekerinin neredeyse dörtte birini kullanan bir organdır. Sabah okula yeterli bir kan şekeri oranıyla başlayan vücutlar, hipoglisemik arkadaşlarına göre beyinlerine daha çok yakıt veriyor ve onların beyinleri en karmaşık problemleri bile çözmede asla zorlanmıyor.

Diyet hatalarına düşmeyin!

diyetelmaZayıflayacağım derken vücudunuza eziyet mi ediyorsunuz yoksa? Bu diyet hatalarına düşmeyin!

Ünlülerin diyetlerini uygulamak
Jennifer Aniston kadar sportif görünümlü bir vücut, Jennifer Lopez kadar formda kalçalar, Madonna gibi zinde bir beden hayal eder, onların isimleri ile yayınlanmış diyetler uygulamaya çalışırsanız en büyük diyet hatalarından ilkini yapmış olursunuz.

Her diyet kişiye özeldir, kesinlikle bir başkası için hazırlanmış bir program sizin için yararlı olacak diyemeyiz. Kaldı ki sağlık zararları da oluşabilir sakın unutmayın.

Bu nedenle mutlaka bir diyetisyen eşliğinde, sizin biyokimyasal bulgularınıza, beslenme alışkanlıklarınıza, sosyo ekonomik şartlarınıza uygun diyetler uygulamalısınız.

Aksi takdirde en kötüsü sağlığınızı riske edebilir, diyet serüveniniz fazla uzun sürmeyebilir, yağ kaybetmeden toplam ağırlıktan hafifleyerek istenen sonuca ulaşamayabilirsiniz.

Kendini aldatmak
Makul ve ulaşılabilir hedefler koymak başarılı diyet serüveninin en önemli adımıdır. Çok kısa sürede, fazlaca kilo kaybı beklentisiyle başlanan diyetlerin pek çoğu bıkkınlık hissi ile yarıda bırakılmaktadır.

Bunun için kendinize karşı dürüst olun ve en küçük başarınızı dahi kutlayın. Unutmayın takdir edilmek herkesin hoşuna gider, çevrenizden iltifat beklemeden kendi kendinizi kutlayın.

Egzersiz yapmak
Kilo vermek basit bir matematik hesaplamadan ibarettir. Aldığımız kalori harcadığımızdan az olursa kilo veririz, dengede olursa kilomuzu korur, fazla olursa kilo almış oluruz.

'İki kere iki dört eder' gibi gözüken, net bir tablo gibi dursa da aslında bu kadar da basit değildir.

Aldığımız kalorileri kontrol altına alarak diyetimizi planlar, harcadığımız kalorileri ise günlük hayatımızda aktif olmak dışında spor yaparak artırırsak hem fark etmeden, çile çekmeden yağ kaybederek zayıflar hem de daha formda ve fit bir vücuda ulaşabiliriz. Hadi biraz hareket zamanı.

Aç kalmak
Metabolizma çok akıllı ve bir o kadar da bencil bir sistemdir. Siz ona ne kadar iyi davranır, onu üzmeden doğru zamanlarda doğru kaynaklardan beslerseniz o da size güzel yanıt verir.

Bir arabanın benzinsiz yürümeyeceği gibi vücudumuzda besinsiz işlevini yitirebilir. Bu nedenle aç kalmadan az az sık sık beslenmek ilkesini yaşam şekli olarak kabul etmelisiniz.

Aç kalarak kazanacağınız tek şey bazı kronik hastalıklara yatkınlıktır, aman dikkat.
Öğün atlamak
Çok sık karşılaştığımız diyet hatalarının başında gelen öğün atlamak, genelde kişilerde daha az yersem daha çok kilo veririm mantığından ileri gelmektedir ve çok büyük bir yanlıştır.

Aç kalmamak demek öğünlerimizi düzenli tüketmemiz anlamına gelir. Yetişkin her bireyin 3 ana ve 3 ara öğün tüketmesi gerekmektedir.

Bu sayede metabolizma canlanacak, alınan kalorileri depolamak yerine kullanma yoluna gidecek ve yağ kaybı hızlanacaktır.

Düşük kalorili besinler tüketmek
Light, hafif veya diyet adı altında satılan, her geçen gün raf genişliği artan düşük kalorili besinler diyetlerin yardımcısıdır ancak sadece bu besinleri tüketerek zayıflamaya çalışmak hatadır.

Tüketilen besin her ne kadar enerji anlamında hafifletilmiş olsa da yine de ölçülü kullanılmalıdır aksi takdirde kilo dahi aldırabilir.

Ayrıca tek tip diyetlere yönelten bu yaklaşım uzun vadede metabolizmayı monotonluğa sokabilir ve besin yetersizliklerine dahi neden olabilir.

Ara öğünlerde minik atıştırmalar olarak kullanabileceğimiz bu besinleri amacının üstünde tüketmeyin lütfen.

Ödüllendirme cezalandırma yollarına başvurmak
Diyet yapmak kişilerin kendilerine verdikleri bir ceza ya da ödül olarak algılanmamalıdır. Asıl amaç sağlıklı beslenmeyi öğrenmek, doğru yaşam ve diyet ilkeleri edinerek hayat stilimizi olumlu yönde geliştirmektir.

Özellikle uzun soluklu diyet süreçleri ardından sıkılmışlık hissi ile diyeti bozup kişiler kendilerini besinlerle ödüllendirebilirler, bu durumda mantıklı düşünmeye gayret etmeli iradenizi koruyarak makul seçimler yapmaya gayret etmelisiniz.
Kalorili içecekler tüketmek
İçecekler belki de son yıllarda dünyada şişmanlamanın hızlanmasına neden olan faktörlerin başında gelmektedir.

Besleyici özellikleri yok denecek kadar az olan, kişilerde bağımlılık yaratarak sürekli tüketime yol açan, mide kapasitesini genişletip iştahı artırabilen gazlı ve yüksek kalorili içecekler diyet olarak pazarlansa da maalesef diyetler için risk teşkil etmektedir.

Bunlar yerine su, bitki çayları, soda, geleneksel içeceğimiz ayran tüketmeyi tercih etmelisiniz.

Çok sık tartılmak
Çok sık tartılmak uzun vadede sizi sıkılmışlığa itebilir.

Hergün tartı üzerine çıktığınızda büyük farklar görmek niyetinde olup, küçük değişiklikler görmek başarınızı küçümsemenize neden olabilir bu da diyeti terk etmenlerin başlıca nedenlerinden biridir.

Dışarıda çok sık yemek
Dışarıda yemek yemek sosyal hayatın vazgeçilmez zevklerindendir.

Ancak diyet yapan kişiler için zor bir sınav gibidir. Büyük porsiyonlar, yüksek kalorili besinlerin servis edilip, atıştırmalıkların servis edildiği, tatlı ve alkolün de çoğu zaman eşlik ettiği zengin sofralar aklınızda olmayan miktar ve çeşitte besin tüketmeye yönlendirerek diyetinizi sabote edebilir.

Bu gibi durumlarda yapılan en büyük hata 'Bir kereden bir şey olmaz' mantığıyla diyeti bozmak, yememeniz gerektiğini bilmenize rağmen yüksek kalorili gıdalar sipariş etmektir.

Zayıflama hapları kullanmak
Yediklerimize dikkat etmeden kilo vermeyi vaat eden, vücudun şekillenmesine yardımcı olan, iştahı kesen vb. amaçlı pazarlanan zayıflama hapları tüketerek diyet yapmak kendimizi en çok riske attığımız hatalardandır.

Doktor önerisi almadan, eczanelerden kendi kararımızla bu hapları kullanarak ileride geri döndüremeyecek hasarlar oluşabilir, kesinlikle kolay yola kaçmadan doğru diyet ve egzersizle zayıflama hedefi koymalısınız.

Diyetisyen Berrin Yiğit
Akkavak Sok. Halil Bey Apartmanı
No: 31 D: 29 - 30 Nişantaşı
(0212) 291 75 15 – 16

Bilinçli alışverişin altın kuralları!

ayakkabGünümüzde tüketim alışkanlıkları sürekli değişim gösterirken, tüketici şikayetlerinin her geçen gün artması ise bilinçli alışverişin önemini ön plana çıkarıyor.

Günümüzde tüketim alışkanlıkları sürekli değişim gösterirken, tüketici şikayetlerinin her geçen gün artması ise bilinçli alışverişin önemini ön plana çıkarıyor.

Alışverişten para ve zaman kaybederek dönmemek için öncelikle ihtiyaçların belirlenmesi gerekiyor. Mağazaların sakin olduğu saatlerde alışverişe çıkmak da bir diğer altın kural. En önemlisi ise tüketici haklarını öğrenebilmek.

Bilinçli alışveriş yapmakve yapılan alışveriş sonucu mağdur duruma düşmemek için bazı kurallaradikkat etmek gerekiyor. Bu kuralların başında ise alışverişin planlanması geliyor. Planlanmadan yapılan alışveriş, ihtiyaç dışında gereksiz ürünlerin alınmasına neden olurken, para ve zaman kaybına da yol açıyor.

Bir ürünü tercih ederken fiyat, kalite, işlevsellik ve servis ağının genişliği gibi faktörlerin dikkate alınmasını öneren uzmanlar, bu kriterleri dikkate almadan ürünün reklamından veya uluslararası birmarkayı taşımasından etkilenmenin ise doğru olmadığını belirtiyor.

Fiyatı uygun olan mallar arasında kararsız kalınması halinde Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu, garanti belgesi veya standartlarauygun olanların tercih edilmesi önerilirken, çarşı ve mağazaların sakin olduğu saatlerde alışveriş yapmak ise ürünleri en iyi şekilde incelemeyi ve satıcıların alıcılara daha çok vakit ayırmasını sağlıyor.

MUTLAKA TÜKETİCİ HAKLARI
Alışverişte en önemli altın kurallardan biri de haklarını bilerek alışveriş yapmak.

Halen satıcılar ve tüketiciler arasındaki birçok uyuşmazlık ticaret mahkemelerinde ve hakem heyetinde çözümlenmeyi beklerken, yapılan alışverişten mağdur duruma düşmemek için tüketici haklarını öğrenmek önemli artı sağlıyor. Uzmanlar, bu konuda ise şu önerilerde bulunuyor:

“Ayıplı mal ve hizmeti kabul etmeyin. Satın aldığınız malın ayıplı çıkması halinde 30 gün içinde bedel iadesini, değiştirilmesini,indirim yapılmasını veya ücretsiz tamirini isteyebilirsiniz. Taksitli alışverişlerinizde sözleşme yapın. Satıcı sizden borç toplamınız tutarında tek senet isteyemez. Senetlerinizin her bir taksit için ayrıve adınıza düzenlenmesini isteyebilirsiniz.”

KAPIDAN SATIŞLAR
Kapıdan satışların tüketiciyi en fazla zarara uğratan satışlar olduğunu da hatırlatan uzmanlar, kesinlikle kapıdan satışlardaki vaatlere kanılmaması gerektiğini belirtiyor.

Garanti süresi içinde veya dışında servise verilen ürünlerle ilgili mutlaka servis fişi alınması istenirken, etiketsiz ürünlerin alınmaması da öneriler arasında bulunuyor. Kasa fiyatı ile etiket fiyatı arasında fark olması halinde ise tüketicinin lehine olan fiyatın geçerli olduğu hatırlatılıyor.

Abartılı reklam ve ilanlarla kampanya düzenleyen firmalara karşı dikkatli olunması uyarısında da bulunan uzmanlar, karşılaşılan sorunlarla ilgili, tüketici derneklerinin yanı sıra kent merkezlerinde sanayi ve ticaret müdürlüklerine, ilçelerde ise kaymakamlık binalarında faaliyet gösteren hakem heyetlerine ve ticaret mahkemelerine başvurulması tavsiyesinde bulunuyor.

Merhaba

Bütün bloggum daki blog sahiplerini selamlıyorum.